Camgeran Alaçatı Facebook'ta
 
Camgeran Alaçatı Twitter'da


IF Film Festivali Alaçatı'da

IF Film Festivali Alaçatı'da

Alaçatı'mızda ilk kez yer alacak İf AFM Bağımsız Filmler Festivalinin programını sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. Alaçatı beldemizin kültür oluşumuna  değer katacak bu önemli  festivale evsahipliği yapıyor olmamız müthiş bir imkan. Film Festivali Alaçatı Belediyesinin katkılarıyla ve Kapari otelinin sponsorluğunda düzenleniyor. 

Festivalde sosyal yapılanmalar, halk hareketleri, adalet ve eşitlik, devrimler gibi konuları ele alan, küçük ve samimi olan girişimlerin güzelliğini yansıtan filmlerle karşınıza çıkıyor olacak . Program, dünyanın farklı yerlerinden, sosyal ve siyasi konuları insana dair bakış açılarıyla özgün bir şekilde işleyen ödüllü filmleri kapsayacak :

24 Şubat Cuma 19:30 : Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesi

25 Şubat Cumartesi 13:00: Machete Dili

25 Şubat Cumartesi 15:30: Tahrir 

26 Şubat Pazar 13:00 : Terri

26 Şubat Pazartesi 15:30: Burada

Alaçatı "Ot Festivali" 7-8 Nisan'da

Alaçatı "Ot Festivali" 7-8 Nisan'da

Amacı, içeriği, etkinlikleri ve tümüyle gönüllü çalışanlarıyla benzerlerinden ayrılan Alaçatı Ot Festivali, 7-8 Nisan 2012’de üçüncü kez düzenlenecek. 2010 yılında tek gün olarak başlayan, 2011 yılında iki güne çıkarılan Alaçatı Ot Festivali, Alaçatı halkının sahip çıkması nedeniyle artık geleneksel bir festival kimliğine kavuştu.

“En fazla ot çeşidini kim toplayacak”, “En güzel otlu yemeği kim pişirecek” yarışmalarıyla klasikleşen festival, Alaçatı’nın doğal ve kültürel zenginliğini ortaya çıkarma amacı taşıyor. 

Festivalin ilk gün programı, kortej yürüyüşüyle başlayacak. İlk günün ana aktivitelerini, konser ve bütün konukların katılabileceği festival resepsiyonu oluşturacak. Akşam Alaçatı’yı seven tanınmış amatör gurmeler tarafından yapılan yemekler, özel misafirlere ve jüri üyelerine sunulacak.

İkinci gün, heyecanlı yarışmalarla başlayacak. Alaçatı otlarından en çok çeşidi toplayan ve özelliklerini bilenler ile en güzel otlu yemeği yapanlar, jüri tarafından değerlendirilecek. Her iki yarışmanın da birinci, ikinci ve üçüncüleri altın ile ödüllendirilecek.

Yarışmalar devam ederken, Alaçatı’nın ünlü restoranları birer çeşit spesiyaliteleriyle festival alanında stand kuracak. Yerel üreticiler yiyecek, içecek, çeşitli ot ve otlu ürünler sunarak damak ve göz zevkine hitap edecek.

Festivalin bir sürprizi de, ot yemekleri tarifleri içeren özel kitap. Her yıl festival kapsamında yarışan yemek tarifleri kitap haline getirilerek, bir sonraki festivalde dağıtılıyor. Festivalin ikinci yılında yarışan yemeklerin tariflerinin yer aldığı kitap, bu yılki misafirlere dağıtılmak üzere hazırlanıyor.

Birinci yılda yüz bir çeşit ot toplanan yarışmada, ikinci yılda yüz otuz yedi çeşit ot toplayan Necla Erol birinci olmuştu. Ot aşı yarışmasında ise, Güler Akgün “Karışık Otlu Muska Böreği” ile birincilik almıştı.

Alaçatı’nın nisanda ne kadar büyülü bir mekân olabildiğini görebilmek, ot kokusunun standlardan taşan kekik, fesleğen karanfil kokularına karıştığında nelere kadir olduğunu yaşayabilmek, reçel, kekik balı, şarap, enginarlı pilav standlarına karışmak, daracık sokaklarda oturan yaşlıların yüzlerinde yılların göç tarihinin öyküsünü okuyabilmek için,

baharın ilk günlerinde yapılacak festivale doğa dostu herkes davetli. Güzel geçecek bir yaza bizimle başlayın… Nisan’da Alaçatı’ya konuk olun.

Saygılarımızla,

Alaçatı Ot Festivali

Organizasyon Komitesi

Bilgi İçin:

Tülin Onaner 533 381 55 97 

Burak Önal 506 570 24 90 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yaprak Uziş 532 423 75 96 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Hıdır Göktaş 537 981 96 33 Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

PROGRAM AKIŞI:

7 NİSAN CUMARTESİ

Festival, saat 13.00’de festival korteji yürüyüşüyle başlayacak. Yürüyüşte, yerel giysiler giymiş halk, doğadan topladıkları çeşit çeşit otlarını araçlara yüklemiş kadınlar, Alaçatılı antikacıların dizayn ettiği araçlar, kısaca 7’den 70’e tüm Alaçatılılar ve konuklar yer alacak.

Kortej yürüyüşünün ardından, Pazaryeri Meydanında klasik müzik grubu festival konseri verecek. Aynı mekânda konserin ardından tüm Alaçatılılar’a ve konuklarımıza açık festival resepsiyonu verilecek. Akşam ise, amatör gurmeler tarafından hazırlanacak Ege yemekleri, sponsorlar ve jüri üyelerinin beğenisine sunulacak.

8 NİSAN PAZAR

11.00: 1001 Ot Yarışması –Alaçatı’nın otlarından en çok çeşidi toplayan ve özelliklerini bilenler arasından ilk üç dereceyi alanlar belirlenecek.

Ot Aşı Yarışması: Alaçatı’nın otlarıyla yemek kültür ve birikimini en güzel yansıtan üç yemek, ünlü gurmeler tarafından belirlenecek.

Birincilere her sene olduğu gibi büyük altın, ikincilere yarım altın, üçüncülere ise, çeyrek altın hediye edilkecek. Diğer katılımcılara ise, çeşitli armağanlar verilecek.

Ayrıca yarışmaların yapıldığı saatlerde Alaçatı’da faaliyet gösteren restoranlar, birer ürünlerini sergileyecek. Alaçatılı üreticiler otlarını ve yemeklerini, diğer firmalar da kendi içki ve ürünlerini tanıtmak amacıyla standlar açacaklar.

Hacı Memiş’te Anne ile Kızı - Yaşar Aksoy

Hacı Memiş’te Anne ile Kızı - Yaşar Aksoy

Bir çok yeni mekan Hacı Memiş Mahallesi’nde açılmaya başladı. Nilgün Zenger ile kızı Demet, yarattıkları ilginç bir butikle bu kervana katıldılar.

HACI MEMİŞ, Osmanlı tarihinin derinliklerinden gelen ve Çeşme-Alaçatı’nın en ünlü Müslüman portresidir. Uzun yıllar önce kurduğu Alaçatı’daki mahallesi şimdi kendi ismiyle anılır. Mahallenin tam ortasından geçen uzun koridor şeklindeki yolun son dönemde sağlı ve sollu olarak çeşitli kafeler, butik oteller ve antikacılarla dolması üzerine Alaçatı’da ikinci bir cazibe merkezi daha oluşmaktadır. 

Herhalde Hacı Memiş, yattığı yerden bu gelişmeyi gülümseyerek izlemekte. Bugün Hacı Memiş’teyolun en sonuna şirin bir butik açmış olan Nilgün Zenger ile kızı Demet’e konuk oldum. İzlenimlerimi anlatacağım.

Yıllar önce Karşıyaka Spor Kulübü (KSK) Yelken Şubesi’nin başkanlığını Serdar Zenger isimli bir sevilen sporcu yapıyordu. İri yarı, yakışıklı, esmer güzeli bir yelkenciydi. Genç yaşta kaybettiğimiz bu değerli insanın İstanbul kökenli Nilgün isimli bir eşi vardı, Deniz, Demet, Sertaç isimli üç çocukları oldu.

Nilgün Zenger’i, sosyal ve politik mücadelesini sürdürürken tanıdım. KSK Kadınlar Kolu Başkanlığı yaptı. Kulüp yönetiminde biricik kadın üye olarak çalıştı. KSK’de hep ilkleri gerçekleştirdi. Futbol, voleybol ve basketbolcuları daima bir araya getirdi, geceler düzenledi, sporcuların tek tek evleriniziyaret ederek dayanışmayı pekiştirdi. 1990’lı yıllarda A. Kemal Baysak başkanlığındaki Karşıyaka Belediyesi’nde başarılı meclis üyeliği yapan, başkan vekili olan, komisyonlarda ter akıtan, Belediyespor Başkanlığı’nı üstlenen Nilgün Hanım, açık sözlülüğü, cesareti ve güvenilir kimliği ile Karşıyakalıların takdirini kazanmıştı.

Nerden nereye?

Nilgün Hanım küçük kızı ile şimdi Hacı Memiş’te mekan açtı.

İlginç bir hikayeleri var..

Alaçatı büyülüdür

Nilgün Hanım’a soruyorum: Niçin Alaçatı? Niçin Hacı Memiş?..

- Alaçatı büyülüdür. Gelen büyülenir. Ben de çocuklarımla buraya taşınınca, bir daha şehirde yaşayamayacağımı anladım. Üç ayrı Alaçatı var.. Çamlık yol civarındaki villalar bölümü, muazzam bir insan kalabalığının sıkıştırdığı sükseli Kemalpaşa Caddesi ve bir de bilinmeyen Alaçatı var. 

Bilinmeyen Alaçatı eski ve mahzun Hacı Memiş Mahallesi’dir. Biz burayı daha asude, daha sakin ama daha albenili bir yeni cazibe merkezi yapmak için kolları sıvadık. Başkan Muhittin Dalgıç’ın ve mahalle halkının da desteği ile güzel mekanlar açılıyor. Ben de kızım Demet ile Zenger Butik’i açtım.  Burada satışa sunduğumuz her objeyi evimizde yapıyoruz. Otantik dizaynlı bayan elbiseleri,  yatak ve yastık kılıfları, işlemeli çarşaflar, perdeler, işlemeli aynalar, eskitme mobilyalar, lambalar üretiyoruz.  Sipariş üzerine bir evi baştan sona donatıyoruz. 

Hani “Cittaslow”, sakin şehir Seferihisar var ya.. Biz de, sakin ama cazibeli mahalle olmayı hedefliyoruz. Böylece Alaçatı’nın her köşesi cazip hale gelecek.. Hadi hayırlısı.. (İletişim: Zenger Butik: Hacı Memiş, 2012 sokak No: 45

0535 897 03 04)

Hacı Memiş kimdir?

Hacı Memiş, 18.yüzyıl sonlarında Osmanlı’ya isyan eden Mısır’dan kaçarak bölgeye gelmiş vebataklıkları kurutarak imar faaliyetlerini başlatmış böylece Çeşme ve Alaçatı’ya damgasını basmıştır.

Alaçatı’da kurduğu mahalle ismini taşır, yine ismini taşıyan bir cami ve mezarlık vardır. Çeşme’deise yine ismini taşıyan bir cami ile iki çeşme bulunur.

1842’de vefat eden Hacı Ahmed Ağazade El-Hacı Memiş Ağa’nın Çeşme deniz kıyısındaki adını taşıyan cami, 1843’te vefat eden kardeşi Mustafa ile birlikte anılır. Cami girişinin hemen solunda her iki kardeşin kitabeli mezar taşları bulunur. Cami yakınındaki 1798 yapımı Memiş İbni Ahmet Çeşmesi ile 1837 tarihli bir başka Hacı Memiş Çeşmesi daha vardır.

Alaçatı Hacı Memiş Mahallesi’ndeki Hacı Memiş Camii ise, 1813 yapımıdır. Caminin ön kısmındaeski Müslüman mezarlığı bulunur..

Hacı Memiş mekanları

Alaçatı merkez camisinin arkasındaki sağ yola saptığınızda doğruca Hacı Memiş Mahallesi’ne uzanırsınız. Hacı Memiş Camisi’ne kadar ilerleyen 2012 numaralı bu yoldaki yeni mekanları sırasıyla sayalım.

1- Yolun sağ tarafı: Antikacı Kadıköylü Nihat, Tango Antik, Asma Yaprağı, Sihirbaz Antikacı, Hıdır Göktaş ile eşi Nuray Göktaş’ın işlettiği antika dükkanı Camgeran, Otel Taç Mahal, Sunay Kahvesi, Eskiden, Su’dan, Güneş Bakkaliyesi, Bakkal, Artun Ayvat’ın Kamihan isimli antikacı dükkanı, Endesign, Tıklım tıklım, Be-Dest, Dutlu Kahve, Raspa Tasarım Atölyesi..

2-  Yolun sol tarafı: Motif Halı, Kayla Butik Otel, Sapa Otel, Adaçatı Kafe, Kuş Kafesi, Butik Seyran, Sesil Otel, Sezgin Bakkal, Arım Kıraathanesi, Butik Zenger..

Görüldüğü gibi Hacı Memiş çoktan kıpırdamaya başlamış bile.. Üstelik Kemal Paşa Caddesi’ndeki o bıktırıcı izdiham burada yok.. Ağustos böceği, horoz, kuş ve kedi seslerini her an duyabilirsiniz.

Hacı Memiş’in son dükkanı Canlanmaya başlayan Alaçatı Hacı Memiş Mahallesi ana caddesinin son dükkanı “Zenger” ismini taşımakta. Anne Nilgün ve kızı Demet’i, sıfırdan restore ederek bir şirin butik haline getirdikleri dükkanları önünde fotoğrafladık.

Sonbaharda Alaçatı’ya Gitmeniz İçin 12 Neden Saffet Emre Tonguç

Sonbaharda Alaçatı’ya Gitmeniz İçin 12 neden Saffet Emre Tonguç

Türkiye’de çoğunluk için yaz üç ay sürer, haziranda başlar, ağustosta biter. Oysa Ege ve Akdeniz’in en güzel günleri sonbahara saklanmıştır. Yakmayan güneş, klimaya ihtiyaç duyulmayan geceler ve gereksiz kalabalıkların el ayak çektiği sahil kasabaları sonbaharda bir başka güzeldir.

Buna bir de doğanın devinimi, renklerdeki değişim şenliği eklenince tatiller unutulmaz olur. Geçen hafta üç günlük bir Alaçatı kaçamağı yaptım. Avrupa’nın üç büyük balıkçılık yarışmasından biri olan Alaçatı Uluslararası Balıkçılık Turnuvası’na rastlamam, boğazkere üzümlerinin bağbozumuna şahitlik etmem benim için beklenmedik sürprizler oldu. Her şeyİstanbul’un keşmekeşinden kaçıp Alaçatı’ya yerleşen arkadaşım Zeynep Erdem’in davetiyle başladı ve üç günlük bir koşturmacayla devam etti. Planlayıp da yapamadıklarımızı önümüzdeki hafta sonlarına bıraktık.

BİR DEĞİŞİMİN ÖYKÜSÜ

İstanbul ve İzmir’den bir grup girişimci kendi halinde bir kasaba olan Alaçatı’da, belediyenin de desteğiyle şık bir tatil beldesi yaratmış. Alaçatı’nın sokaklarında dolaşırken takdir edilmesi gereken bir değişime tanıklık ediyor “darısı diğer yerlerin başına” diyorsunuz.

Alaçatı adının Alaca attan ya da Alacık çadırlarından geldiği söyleniyor. Kasaba eskiden deniz kenarındaymış ama yavaş yavaş çekilen denizden geriye kalan bataklık olmuş. Sıtma kaynağı olan bataklık kurutulduktan sonra bağcılık ve tütüncülük bu bölgeye damgasını vurmuş. Mübadeleyle gitmek zorunda kalan Rumların yerine Selanik, Girit ve İstanköy (Kos) Adası’ndan gelenler yerleşmiş. Nasıl olmuş bilinmez ama, Alaçatı tarihi dokusu talana uğramamış nadir sahil kasabalarından. Arnavut kaldırımı sokaklar, cumbalı taş binalar, şık restoranlar, sıra dışı oteller, dostane bir atmosferle müşterilerini ağırlayan kafeler, yel değirmenleri ve kiliseden bozma bir caminin etrafındaki otantik meydan kasabaya vardığınız anda sizi avuçlayıp bir hayal alemine misafir ediyor. Hele akşam vaktiyse etraftaki elektrik direkleri ve kablo benzeri çirkinlikler de ortadan kayboluyor, son birkaç yılda yaratılan tüm güzellikler, geçmişin görkemli mimarisinden aldıkları destekle ortaya çıkıyor. Binaların bir kısmı restore edilirken tarihi doku muhafaza edilmiş, bir yanda Avrupai bir dükkan görüyorsunuz, hemen yanı başında da mahallenin kasabını. Kıraathanenin etrafını ise şirin kahveler çevirmiş. Alaçatı’daki Dost Kırtasiye ünlü yazarları konuk edip imza günleri düzenliyor, sanat galerileri çok güzel sergilere ev sahipliği yapıyor, Camgeran Alaçatı ise üç ayrı teknikle cam eserler üretiyor. Farklı renklerdeki begonvillerin sardunya ve hanımelilerle flört ettiği sokaklarda, Rum ustaların yaptığı 150 yıllık binalar zamana meydan okurken insanda hayranlık uyandırıyor. Değişimin getirdiği nimetlerin farkında olan halkı Alaçatı’ya sahip çıkmış, tek tip mimari düşkünü müteahhitlere geçit vermemiş. Eskiden Rum kilisesi olan bina camiye çevrildikten sonra içindeki ikonalar aynen muhafaza edilmiş, araya bir perde çekilmiş, dolayısıyla namaz kılarken onları görmüyorsunuz ama perdeyi açtığınızda iki dinin kardeşliği ve Alaçatılıların hoşgörüsü ortaya çıkıyor. Anadolu’nun çoğu yerinde, kültürel mirasımızın parçası olan eski kiliseler harap edilip yıkılıyor, ahıra çevriliyor. Alaçatı’daki bu manzara umut verici. İlçe aynı zamanda sakız ağaçlarına da ev sahipliği yapıyor. Dünyada sadece Sakız Adası ve Çeşme Yarımadası’nda yetiştirilen ağaçlar, Alaçatı’da köy kahvaltısı ile meşhur Sakızlar Restaurant’ın yakınında bulunuyor. Alaçatı’da beni tek rahatsız eden, yağmurda sokakların göle dönüşmesiydi. Umarım belediye beldeye bu kadar yatırım yapanların emeklerini boşa çıkarmaz ve üstüne düşeni yapar.

Magazin güzellerinin istilası yüzünden karizması zedelenen Bodrum, Alaçatı ve etrafındaki güzel yerlerden korksun. Zira rakibi gün geçtikçe daha ön plana çıkıyor. Alaçatı Türkiye’nin aydınlık, batılı tarafını temsil ediyor. Hepimizin bu şirin yöreyi desteklemesi ve birkaç ay süren sezonun bir yıla yayılması için çaba sarf etmesi gerekiyor. Bu gerçekleştiği takdirde, hem kışın sığınabileceğimiz bir cennetimiz olacak, hem yeni Alaçatı’ların önü açılacak.

1) GÜNE GÜZEL BİR KAHVALTIYLA BAŞLAYIN

Furun isimli fırının poğaçaları, Agrilia ile Orta Kahve’nin enfes kahvaltı tabakları günün ilk tavsiyeleri arasında. Benim favori yerlerimden biri ise Çamlıgöl Kır Kahvesi (Tel: 0537 885 46 87). Eski İzmir yolundan Urla’ya giderken Birgi tabelasını görünce sola sapın. Bir göletin kenarındaki tesisin kahvaltısı enfes. Kendi yaptıkları reçeller masayı daha da zenginleştiriyor. Kahvenin sahibi oradaysa rica edin, size piyano çalsın. Bu ülkenin köylerinde de ne dehalar yetiştiğini görün. Kahvaltıdan arta kalan ekmekleri göletteki kazlarla paylaşın. Çığlıklarıyla size teşekkür etsinler.

2) RÜZGAR SÖRFÜ YAPIN

Alaçatı rüzgar sörfü için dünyanın sayılı sahillerinden birine sahip. Çok iyi sörf okulları var. Burada rüzgarlı gün sayısı yılda 330 gün ile Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Merkeze 4 kilometre uzaklıkta, Alaçatı yat limanının yanında, eni 500 boyu 330 metrelik sığ bir sahil var. Yüzme bilmeseniz bile bu alan rüzgar sörfü öğrenmek için ideal. Rüzgar sörfü kulüplerinin yer aldığı Yumru Koy’un iki ucu arasındaki uzaklık 1900 metreyi buluyor. Koyun üç tarafının karayla çevrili olması güvenle sörf yapma imkanı veriyor. Kasımın 15’ine kadar havalar uygun, daha soğuk zamanlarda sörf elbisesi giyerek Alaçatı’da aylarca bu keyfi yaşayabilirsiniz.

3) ALAÇATI SOKAKLARINI KEŞFEDİN

Kemalpaşa, Hacı Memiş mahalleleri, sokaklarında kaybolmayı tercih eden gezginlerle birbirinden ilginç sırları paylaşıyor. Sıra dışı dükkanlar keşifleri daha da renkli hale getiriyor. Hacı Memiş tarafında çok güzel antika ve dekoratif malzeme satan mağazalar açılmış. Alaçatı’nın yerlileri gündelik yaşamını sürdürdüğü için sokaklarda yürürken kendinizi tamamen turistlerin istila ettiği bir yerde hissetmiyorsunuz. Dilerseniz köy kahvelerinde yaşama şahitlik edin. Orta Kahve, Köşe Kahve ve 15 Eylül Kıraathanesi benim en sevdiklerim arasında. Daha otantik bir yer istiyorsanız Hacı Memiş’teki Dutlu Kahve’ye uğrayın.

4) BİSİKLETLE ÇEVREYİ GEZİN

Alaçatı’nın ve Çeşme Yarımadası’nın çevresini pedal çevirerek keşfedebilirsiniz. İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle bisiklet rotaları belirlenmiş. 6 kilometrelik “Yeşil Yol” en kolayı. Ovacık Parkuru orta zorlukta, 28 kilometre uzunluğunda. Bu rotayı yaparken Ovacık Kahvesi’nde soluklanabilir, Çakabey’e çıkıp manzarayı seyredebilirsiniz. Karaköy Parkuru terkedilmiş olan 300 yıllık bir köyde başlıyor, Zeytineli Köyü ve Mersin Koyu ile devam ediyor. 34 kilometrelik bu en zor rotada Port Alaçatı evlerini de görüyorsunuz. Port Alaçatı, basmakalıp mimari proje yapanların ders alması gereken bir örnek. Biraz Fort Lauderdale havası var. Ön taraftaki limana teknenizi bağlayıp, arka tarafa otomobilinizi park edebiliyorsunuz! Tek sorun tesisi daha da büyütmek istemeleri; bu sörfçülerin alanını daraltacak. Aklınızda olsun, bisikleti bazı otellerden kiralayabilir, parkur haritasını da alabilirsiniz. (www.bisikletlealacati.org.tr)

5) KIŞ BOYUNCA GÜNÜBİRLİK SAKIZ ADASI’NA GİDİN

Yıl boyunca feribotlar iki ülke arasında yolcu taşıyor. Pazarların kurulduğu günlerde çok sayıda Yunan akın halinde bizim topraklara geliyor. Schengen vizeniz varsa sabah feribotuyla Sakız Adası’na geçin. Yolculuk 45 dakika sürüyor. Gidiş - dönüş bileti sadece 10 Euro. Benim adada en sevdiğim yer Vessa Köyü. Mardin’i andıran taş evlerin olduğu köydeki İanthe Hotel’de konaklamaktan büyük keyif aldım. Mesta Köyü de çok ilginç. Pyrgi (Bizdeki Birgi’de aynı isimden geliyor) kasabasının da meydanı ve dar geçitli sokakları çok güzel. Feribot saatleri için www.erturk.com.tr adresinden ya da 0232 712 6768 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

6) AYAYORGİ’DE DENİZE GİRİN

Bölgenin en güzel koylarından Ayayorgi’deki gör-görül mekanı kulüpler çoktan kapandı ama Arif’in Yeri kasım ortasına kadar açık. Deniz suyu sıcaklığı geçen hafta 22 dereceydi. Öğleyin sardalyeyi salata eşliğinde yiyin, yanına da bir bira söyleyin, sonrası tam bir keyif, deniz ise en turkuvazından.

7) YEREL PAZARLARDA ALIŞVERİŞ YAPIN

Cumartesi günü meyveden yerel dokumaya kadar değişik ürünleri bulabileceğiniz Alaçatı pazarı kuruluyor. Çeşme Yarımadası’nın her yerinden hatta Sakız Adası’ndan alışverişe geliyorlar. Köylüler bahçelerinde yetiştirdikleri meyve, sebze ve otları satıyor. Diğer pazarların günleri ise şöyle: Çeşmealtı (cuma), Urla (cumartesi), Çeşme (pazar) ve Ildırı (pazartesi). Benim en beğendiğim pazar Urla’ya sekiz kilometre mesafedeki Bademler’de. Pazarcılar kendi yetiştirdikleri ürünler dışında el maharetlerini ortaya koyan eserleri satıyor. Sıradan turistik eşyalardan sıkılanları Alaçatı’da yaratıcılığın ön planda olduğu dükkanlarda hoş sürprizler bekliyor.

8) ERYTHRAİ’DE GÜNEŞİ BATIRIN

Bu sahiller eski kaynaklarda İyonya olarak geçiyor. Dilleri İyon’a dönmeyen Persler burada yaşayanlara Yunan deyince bizim dilimize de aynı kelime girmiş. Alaçatı tarihin sayfalarında ilk olarak İyon şehri Erythrai’nin sınırları içindeki bir yerleşim olarak görülüyor. Erythrai günümüzde Ildırı olarak geçiyor. Bekçi Hüseyin’i bulursanız rica edin, size şehrin tarihini ve önemini anlatsın. Sonra Akropol’e, ören yerinin en yüksek noktasına çıkın. Ege Denizi ve adalar manzarasıyla güneşi uğurlayın. Batı edebiyatını başlatan Homeros burası için “Güneşin en güzel battığı yer” demiş. Gün batımı öncesi ya da sonrasında Şirin Kafe’de gözleme yemeyi ihmal etmeyin. Adına layık bu mekan hafta sonu kahvaltıları için de ideal. (Tel: 0232 725 11 96) Ildırı’ya giderken Ilıca, Paşa Limanı, Şifne ve Germiyan’dan geçeceksiniz. Germiyan’da salaş ama deniz ürünleri ve mezeleri çok lezzetli Ada Balık var. Süper Star Ajda Pekkan bile keşfetmiş burayı, aklınızda olsun. (Tel: 0532 668 16 44)

9) URLA’DA ŞARAP TADIMI YAPIN

Provence, Toskana, Rioja, Wein Strasse, Porto, Napa, Napier ve Valparaiso şarap tadımı yapmak için dünyanın farklı köşelerinde gittiğim yerler arasındaydı. Urla’daki üzüm bağlarını ve şarap üretim merkezlerini gördükten sonra oralara gitmeye hiç gerek olmadığını fark ettim. Reha ve Bilge Öğünlü, 15 yıl ABD Michigan’da yaşadıktan sonra Urla’da Urlice isimli şaraplarını üretmeye başlamış. İsterseniz tadım yapıyorsunuz, isterseniz önceden haber vermek kaydıyla akşam yemeğine gidiyorsunuz. Kışın 15 kişiye kadar yemek organizasyonu yapıyorlar. Eğer Reha Bey’i ikna ederseniz gitarı muhteşem. (www.urlice.com) Urla Şarapçılık’ın tesisleri ise muazzam. Açılalı 13 ay olmuş ama ilk sene uluslararası yarışmalarda 16 madalya almışlar. Misafirleri ağırlamak için yaptıkları odalar ve şarap tadım merkezi ise çok güzel tasarlanmış, yurtdışındaki işletmeler gerçekten yanlarında sıradan kalır. Tarihte şarabın ilk üretildiği yer olan Türkiye dünyanın üçüncü büyük üzüm yetiştiricisi ama şarap üretiminde dünyada 31’inci sırada. Birinci Dünya Savaşı öncesi sadece İzmir ile Çeşme arasında yılda 72 milyon litre şarap üretiliyormuş, şimdi tüm ülkedeki üretim 70 milyon litreyi ancak buluyor. Ben denediğim şaraplardan en çok Bornova misketini sevdim. Tarihin babası sayılan Bodrumlu Heredot “Ben çok misket tattım ama Bornova misketi gibisini tatmadım” demiş. Unutmayın Boğazkere üzümlerinin son hasatı 25 Ekim’de. (www.urlasarapcilik.com.tr) Urla’da yemeklerini çok beğendiğim yerler ise Beğendik Abi (Tel: 0232 754 20 71) ve sahildeki Yengeç. İlki müşterilerine yemekleri nasıl bulduklarını soruyormuş, aldıkları cevabı restoranlarına isim yapmışlar. Beğendik Abi’de zeytinyağlının onlarca çeşidi önünüze geliyor.

10) UZBAŞ ARBORETUM’U ZİYARET EDİN

1800 dönümlük bu çiftlik doğanın ortasında bir cennet. Kendi özel koyu bile var. Urla Şarapçılık’ın devamında yer alıyor. 250 bin palmiyeyle Avrupa’nın en büyük palmiye plantasyonu. Bazı bitki türlerinin Anadolu’daki ilk üretimi yapılıyor. Bahçesinde hiç görmediğiniz tarzda bitkiler var. Sahibi Can Ortabaş’ı ülkeye kazandırdığı böyle bir değerden dolayı kutlamak lazım. Tarım ve şarap turizmi Türkiye için çok önemli, bunlara daha fazla yatırım yapıldığı takdirde yazlık yörelerde sezonu daha da uzatmak mümkün.

11) RESTORANLARDA LEZZET AVINA ÇIKIN

Alaçatı’da yıl boyunca açık olan çok sayıda restoran ve kafe var. Asma Yaprağı benim favorilerim arasında. Ev yemekleri muhteşem, özellikle ikinci katına çıkıp o güzel atmosferde yemeklerin tadına bakın. Agrilia, Tuval, Bu’ra, Barbun, İmren, Ferdi Baba, Kaptanın Yeri ve Avrasya Alaçatı’daki diğer gözdelerim arasında.

12) CAZ DİNLEYİN

Kültürel ve sanatsal faaliyetlerin tüm yıla yayılmasını isteyen iki işletmeci, Buğra Özçetin ve Oğulcan Şişman, yaz boyunca esen rüzgarıyla ünlü Alaçatı’da sonbaharda caz rüzgarı estirecek. Caz Rüzgarı Festivali 22 Ekim’de başlıyor, 12 Kasım’a kadar sürecek. Türk caz dünyasına yıllarca emek vermiş solist ve müzisyenler Bu’ra Lokal’de sekiz konser verecek: Ayten Alpman 22 Ekim, Melis Sökmen 29 Ekim, Ayşe Gencer ve İmer Demirer 5-6 Kasım, Sibel Köse ve Önder Focan 7-8 Kasım, Sibel Tüzün 11- 12 Kasım geceleri saat 22.00’de sahne alacak. (www.alacatijazzruzgari.com)

NEREDE KALINIR

Alaçatı’nın birbirinden güzel butik otellerinde konaklayabilirsiniz. İlçedeki otel sayısı 150’yi geçmiş. Yıl boyunca açık olanlardan sekiz oteli çok sevdim. Sedirli Ev çok sıcak bir mekan. Odalar ve özellikle bahçedeki havuz muhteşem. Kahvaltısı ise inanılmaz. (www.sedirliev.com) Beyevi’nde adeta bir mucize yaratmışlar. Ahırı andıran odalar başarılı restorasyonla çok lüks bir tesise dönüşmüş. Ev yapımı likörleri harika. (www.beyevi.com.tr) Cadde 75’de çok şeker bir karı koca misafirlerini ev sıcaklığında ağırlıyor. (www.cadde75otel.com) Sailors Otel, köy meydanında beş odalı küçük bir işletme. Orta isimli kafesi meydanın gözdelerinden. Başarısında işletmecisi Gülay Hanım’ın etkisi büyük. (www.sailorsotel.com) Taş Otel’in sahibi Zeynep Öziş’in Alaçatı’nın bugünkü haline gelmesinde önemli bir rolü var. Tarihi bir binanın başarılı restorasyonuyla ortaya çıkan sekiz oda, yüzme havuzlu bir bahçede yer alıyor. (www.tasotel.com) Kurabiye şık döşenmiş odaları, ferah avlusu ve sinema odasıyla gönlümü çeldi. (www.kurabiyeotel.com) Tash Mahal ikisi de doktor olan bir çiftin olağanüstü emeğiyle ortaya çıkmış. Balayı odası muhteşem. (www.tashmahalotel.com) Alura ise güzel bahçesi, havuzu ve seyyah sahibi İpek Hanım’ın keyifli sohbetleri ile ön plana çıkıyor. (www.alurahotel.com)

NASIL GİDİLİR

İstanbul’dan feribotla geliyorsanız, Bandırma’dan sonra 340 kilometre yolunuz var. 70 kilometre mesafedeki İzmir’den geliyorsanız, Üçkuyular’dan kalkan Çeşme otobüsleri Alaçatı’dan geçiyor. Kendi aracınızla seyahat ediyorsanız, İzmir’den çıkıp direkt Çeşme otobanından Alaçatı’ya ulaşabilirsiniz.

Alaçatı Sörf Festivali

Alaçatı Sörf Festivali

Alaçatı Sörf Festivali 21 Temmuz Perşembe günü Alaçatı'da başlayacak.

21 Temmuz 2011'de Alaçatı meydanında başlayacak ve 24 Temmuz 2011'de Myga Surf City'de son bulacak Alaçatı Sörf Festivali 4 gün boyunca sporun, eğlencenin ve müziğin merkezi olacak. Myga Surf City, İyi Restobar ve Lanila tesislerinde ortaklaşa gerçekleşecek festival etkinlikleri Alaçatı'nın ve Türkiye'nin ilk eğlence odaklı sörf ve müzik festivali olacak. Swatch, BauMax, Advantage Card, ATÜ DutyFree, Lacoste Live, Apple EGEMEK ve Alaçatı Belediyesi'nin katkıları ile gerçekleşecek Alaçatı Sörf Festivali hergün çeşitli eğlence, yarış, müzik ve tatil aktivitelerini içinde barındırıyor.

Milli sörf sporcusu Ali Palamutcu önderliğinde kurulan Myga Surf Co. tarafından organize edilen Alaçatı Sörf Festivali'nde Virgin Radio, NTV Spor Motor Boat & Yachting ve WON iletişim ajansı festival organizasyon partnerleri olarak dikkat çekti.

21 Temmuz 2011 Perşembe sabahı Myga Surf City'de başlayacak etkinlikler aynı günün gecesi Alaçatı meydanında bulunan İyi Restobar'da yapılacak festival açılış partisi ile devam edecek.

Myga Surf City'de gerçekleşecek "Swatch Süper Sörfçüler Kupası" için Çağla Kubat, Bora Kozanoğlu, Ertuğrul İçingir, Enes Yılmazer, berk Yalgın ve Hüseyin Sert gibi Türkiye'nin önde gelen windsurf sporcuları kıyasıya yarışacaklar.

21-24 Temmuz tarihlerinde Alaçatı'da yapılacak Sörf festivali'nde şu etkinlikler gerçekleşecek:

"21 Temmuz BauMax Surf Jump Show ile Türkiye'de bir ilk gerçekleşecek. Bu etkinlikte sörfçüler özel hazırlanmış yapay sörf rampası ile en yükseğe ulaşmaya çalışacaklar. Sahile sadece 50m uzaklıkta gerçekleşecek aktivitede sörfçüler metrelerce zıplayacak ve tepede iken hünerlerini sergileyecekler.

22 Temmuz gecesi Myga plajında plaj ateşi ve katılımcılara dağıtılacak neon aksesuarlar ile "Advantage Oldies but Surfers" Partisinde 80 ve 90'ların müzikleri eşliğinde eğlenceye herkes ücretsiz katılabilecek.

23 Temmuz gecesi Myga plajında plaj ateşi ve "KOLPA" müzik gurubunun canlı performansını izledikten hemen sonra herkese dağıtılacak dilek fenerleri mumları yakılarak gökyüzüne bırakılacak. Alaçatı sörf cennetinde yer alan Myga plajı yüzlerce dilek feneri ile yüzlerce dileğe şahit olacak.

24 Temmuz Pazar günü yapılacak sabah yarışlarının ardından hem "Swatch Süper Sörfçüler" Kupası hem de "bauMax Surf Jump Show" kazananları ödül alacak. Değerli merciler ve sponsorlara verilecek plaketlerin ardında sürpriz hediyeler seyircileri bekliyor olacak. Ödül töreni sonrası akşamüstüne dek sürecek festival-the-end partisi tüm festival ziyaretçilerini seneye görüşmek üzere diyecek.

Bu arada, festival kapsamında gerçekleşecek tüm etkinliklerin herkese açık ve ücretsiz olacağı bildirildi.