Camgeran Alaçatı Facebook'ta
 
Camgeran Alaçatı Twitter'da


Camgeran Alaçatı'nın Camgeran Ustası

Camgeran Alaçatı'nın Camgeran Ustası

Camgeran Alaçatı faaliyete geçtiğinden bu yana, ona ilham veren Pirinç sokak, Pirinç Han ve özel olarak da Erguvan El Sanatları deneyimi ile yoluna keyifle devam ediyor. Müşterisine misafir muamelesi yapmayı unutmamaya çalışarak, güleryüz ve ticarette giderek unutulan insaf duyguları ile hareket ederek, mekanın ve ilişkilerin tadını çıkarmaya çalışarak. Camgeran’ın sahipleri, eski dostların hesapsız kitapsız sundukları desteklerini –kiminin bir telefonla ya da mesajla, kiminin dükkana mal desteğiyle, kiminin fiziki yardımla, kiminin dükkanın kapısından uzanıveren ve “merhaba” diyen bir gülümseyen yüzle- her zaman yanlarında hissederek fena halde mutlu oluyorlar.

Alaçatılı iki kafadar hala biraz yorgun, daha çevrelerini tanıma fırsatı bile bulamadılar doğru dürüst. Bu sene bir türlü gelmek bilmeyen sezonun ardında, dükkan ve ev arasında, biraz Ankaralı bir yaşam sürüyorlar. Daha yumuşak, daha sakin, daha sağlıklı belki, rüya gibi bir şey. Bitmeyecek bir tatil. Mümkün olamayacak bir şey mümkün oldu mu acaba? İnanmakta hala zorluk çekiyorlar, 40 gün, yılların alışkanlıklarını silmek için yeterli değil belki.

Camgeran’ın ustası Hıdır Göktaş atölyesinde çalışmaya başladı. Camlarına gösterilen ilgi, onu şevklendiriyor. Bu yaz sonunda Türkiye’de herkes şişelerin 800 derecede yapıldığını öğrenmiş olacak (!) Sanatsal camlara daha çok yabancılar ilgi gösteriyor. Usta, sürekli projeler üretiyor. Kış aylarında, gelecek yıla dönük olarak yapılabilecek ürünlere ilişkin olarak planlamalara şimdiden başladı. Satış sorumlusu ise Don Kişot okumakta, her zamanki gibi zamanlama problemleri yaşıyor.

Camgeran Osmanlı’da cam sanatı ile uğraşan esnaf ve bunların bağlı olduğu, şimdiki tabirle odaya verilen admış. Camgeran ustası ya da kalfası dendiğinde, pencerelere cam takan kişi değil, mesela çeşm-i bülbül yapan kişi anlaşılırmış. Camcıların bağlı olduğu oda başka imiş o zamanlarda. Camgeran’ın kelime olarak melodisi, aylar önce o kadar hoşumuza gitmişti ki dükkanımıza isim olarak takmakta bir an bile tereddüt etmemiştik.

Camgeran ustası ve Camgeran Alaçatı’nın ustası, eski gazeteci, eski asker, baba, eş, abi, evlat, arkadaş kimlikleriyle Hıdır Göktaş, artık tüm enerjisini ya da enerjisinin büyük kısmını diyelim, yaratıcı projeler için kullanmak niyetinde. (Şu anda evde börülce ve deniz fasulyesi pişiriyor. Efendim??) Evin bahçesindeki 18 metrekarelik konteynırdan yapılma atölyesi ağzına kadar cam, kalıp, cam çubuklar, boyalar, muhtelif makinalarla dolu. Artık bir de büyük fırını var. Şippo fırını ile birlikte üç fırını oldu ustamızın. Şalomayı da sayarsak şimdilik üç ayrı teknikte ürün çıkarabiliyor. Şimdilik diyorum çünkü onun 23 yıllık karısı olarak ben, kış aylarında biraz boş zaman yakalayabildiğinde bu tekniklerle de yetinmeyeceğini düşünüyorum.

O, hayatımızın bir noktasında yakaladığı bu fırsatla bize yepyeni bir yaşamın kapılarını araladı aslında. Düşünüyorum da o cam yapmasaydı, ne dört yıl önce Erguvan’a, ne de bugün Camgeran’a bu kadar rahat soyunabilirdik. Ve aslında ne de üniversite öğrencisi kızımızı, tam burslu okuyor olsa da bırakıp bu maceraya girişemezdik. Bu hobisini devam ettirirken gazeteciliği de yaptı ki tüm zamanlı bir işti habercilik. Kızını sevmeyi hiç ihmal etmedi. Karısını şımartmayı da öyle. Eminim Alaçatı yorgunluğunda Sera ile benim de payımız var!

Sevgili Camgeran ustasına yolun açık olsun diyorum. Daha romantik bir yazı olacaktı bu ama herkese açık yazılarda utanıyor insan biraz. Onu seviyoruz değil mi?

"Sosyal Ağlar"da Paylaş