Camgeran Alaçatı Facebook'ta
 
Camgeran Alaçatı Twitter'da


Ilık Bir Alaçatı Akşamı

 

Ilık Bir Alaçatı Akşamı

Aşağı yukarı bütün İzmir ve Çeşme orijinlilerden, yaklaşık üç aydır Alaçatı'ya ilişkin duyduğumuz yorumları İzmirli bir arkadaşımız çok güzel özetledi geçen gün: "Alaçatı'yı içime sindiremiyorum". Düne kadar kimsenin yüzüne bakmadığı bir köy olan Alaçatı, evin şımarık küçük çocuğu olarak alıp başını gidince, ebeveynleri tarafından hak etmediği biçimde ödüllendirildiği düşünülmeye başlanmış belli ki. Bizim gibi arafta olan, kendisini henüz ne İzmir'li, ne Çeşme'li, ne Alaçatı'lı ve hatta ne de Ankara'lı hisseden insanlar için ise önemli olan elbette ki bambaşka şeyler oluyor.

Dün bu önemli şeylerin hepsi bir aradaydı işte. Cumartesi Alaçatı'nın pazarı. İnsanı ciddi olarak yoran, çok büyük bir pazar. Tazecik sebze meyvelerin yanısıra köylülerin yapıp getirdiği bal ve reçelleri, her tür elbise, tişört, gömleği, kadınların ördükleri şal, kazak, hırkaları, oya ve yazmaları bulabiliyorsunuz. Elişleri biraz az. Ödemiş ve Tire pazarlarının el sanatları meydanlarını gördükten sonra bunlar insana pek bir amatör görünüyor ama yine de varlar. Gözlemeciler, nohut-pilavcılar, soğuk sucular, cepçiler, cepçilere karşı jandarmalar, yerli ve yabancı turistler, yaşlılar, gençler, pusetlerinde bebekler...Sadece sabırlı olmanız gerekiyor. Önünüzdekilerin yürüyüş hızında yürümek zorunda kalıyorsunuz çoğu kez birincisi, ikincisi sıcakta hareket çekilmez olabiliyor ve üçüncüsü özellikle tekstil tezgahlarında kadınlar tanınmaz hale gelebiliyorlar.      Sonra yıllardır görüşemediğimiz Müftüoğlu ailesi Ankara'dan, Mehmet de İstanbul'dan çıkıp geldiler....    Akşam Hıdır boncuk yaparken ay, çam ağaçlarının arasından pırıl pırıl gülümsüyordu.   

Ilık ve kalabalık bir yaz akşamıydı. Meydandaki takıcılar, lokantalar ağzına kadar doluydu. Ara sıra patlayan kahkahalar, müzik sesleri, çocuk gürültüleri birbirine karışarak yaz aylarına özgü bir keyif melodisi oluşturuyorlardı.  

Dükkanımızın beğenilmesi bu ılık Ağustos akşamının tuzu biberi oluyor, böyle bir akşamda ne fırlama çocuk Alaçatı'nın şımarıklıkları, ne de onu içine sindiremeyen abiler Çeşme ile İzmir'in eleştirileri zerrece umurumda olamıyordu.

 

"Sosyal Ağlar"da Paylaş