Camgeran Alaçatı Facebook'ta
 
Camgeran Alaçatı Twitter'da


Alaçatı : En Güzel Gökyüzü Altında Kurulan Kent

Alaçatı : En Güzel Gökyüzü Altında Kurulan Kent

Alaçatı misafirperverdir. 

Oğuzların Çavuldur boyundan Çaka Bey’in, 1081 yılında İzmir ve yöresini Türk yönetime katmasından buyana Alaçatı, pek çok milliyet, kültür, din ve cinsiyetten insanı ağırladı. Bizanslılar, Cenevizliler, Türkler ve Rumlar, sırasıyla tarih sahnesinde görünmeye başladılar. 

1912’de Balkan Savaşlarıyla ve 1922’de Lozan anlaşması ile “mübadele olunan hayatlar”, Sakız’a geri dönen Rumlar ve Kosova, Bosna, Girit, İstanköy,  Selanik ve Kavala’dan getirilen Boşnaklar, Arnavutlar, Romanlar, yıllarca bu topraklara emek vermiş olan Türkler, bu küçücük Anadolu köyünde oluşuvermiş bu kültür mozayiği, yüzyıllarca evlerini, tarlalarını, ülkelerini bırakarak yeni bir yaşam oluşturmanın, bu yeni yaşamı sevmenin ve sevdirmenin anlamını herkesten daha iyi kavradılar. 

Alaçatı 20. yüzyılda bir başka göç almaya başladı: Büyük kentlerden kaçan, yorgun bedenlerini ve kafalarını dinlendirmek üzere Alaçatı’nın mavisine, rüzgarına sığınan insanlar. 19. yüzyıldan buyana Çeşme’ye bağlı bir bucak olan Alaçatı, onları da aynı anlayış ve sevecenlikle kucakladı. 

Alaçatı uysaldır

Şu anda Alaçatı’nın yerleşik nüfusu Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2008 yılı verilerine göre, bağlı Germiyan (765),Karaköy (10) ve Ildır (607) köyleriyle birlikte 10221. Bu, 1890 sonundaki nüfusu ile yaklaşık aynıdır. Piri Reis’ten beri değişmeyen şeyler de vardır Alaçatı’da: Piri Reis,  “Alaçatı’nın denizi bir yufka denizdir” der. Alaçatı  uluslararası sörf alanı oluşunu da buna borçludur, deli bir rüzgar ve yufka bir deniz. Heredot, tarihinin birinci kitabında İonia hakkında şöyle yazar: “İon’lar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar İonia ile bir tutulabilir.” Beldemize en yakın “ion” kentleri Alaçatı’nın bir köyü ve bugünkü adı Ildırı olan “Erythrai”, Sakız adası yani “Chios” ve Urla İskelesi “Klazomenai”dir. 

Alaçatı, Anadolu tarihinde en fazla nüfus hareketinin yaşandığı yörelerden birisi olmasına rağmen çatışmanın en az olduğu alanlardan birisidir de. İnsanı, toprağı, iklimi, yaklaşımı uysaldır.

Alaçatı’nın yeme-içme kültürü gelişmiştir

Alaçatı’da tarihin her döneminde temel tarımsal ürünler dışında bölgeye özgü bazı üretimler de yapılmıştır. Şarap, zeytin, üzüm, kavun, tütün, zeytinyağı tahıl ve bakliyata ek olarak üretilmiştir. Cumartesi günleri yapılan ve çevre illerden ziyaretçileri giderek artmakta olan Alaçatı Halk Pazarı’nda sergilenmekte olan ürünler,  bu topraklardan evlerimize giren sağlık iksirleri gibidirler. Ülkemizde ve belki de dünyada otları için festival yapan tek yöredir. Bu sene üçüncüsü düzenlenecek olan Alaçatı Ot Festivali çerçevesinde ot toplama ve yemek yarışmaları yapılmakta, konserler düzenlenmektedir. Her biri ayrı tat ve görüntüdeki yöresel otlar, Alaçatı restoranları tarafından yapılan yemekler, doğal her tür yiyecek ve içecek, satışa sunulmaktadır. Ayrıca her yıl, bir önceki yılın yarışan yemeklerinin tarifleri kitap haline getirilmekte ve dağıtılmaktadır.

Alaçatı büyülüdür

Alaçatı’da aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Bir sokakta, aşılanmış sokak köpekleriyle tek başınıza yürüyüş yaparken birden bir büyük kent kalabalığının içine düşebilirsiniz. Bir yanda, limanda, Port Alaçatı projesi adım adım ilerlerken, rüzgar konnektörleri tarihi yeldeğirmenlerinin suskunluğuna inat dönerlerken Alaçatılılar, İzmir enginarını nereden bulacaklarını tartışırlar. Yediğinizde özlediğiniz köy tadı, yaşadığınızda yitirmekten korktuğunuz gelenekleriniz ve yaptığınızda alışkanlıklarınıza uygun bir anlam vardır. Ve bunların tümünü, Oğuzlardan bugüne devam eden bir doku içerisinde  sunar size. Bir açık hava müzesi görünümündeki Alaçatı sokaklarını ve tarihi kentsel SİT korumasındaki taş evleri gezerken, Hacı Memiş Ağa Camii, Pazaryeri Camii (Hagios Panagias Kilisesi) ve yeldeğirmenleri sizi etkileyecektir.

Alaçatı sanatla içiçedir

Alaçatı’nın yenilenmekte olan Arnavut kaldırımlı daracık sokaklarında yaşlılarla sohbet ederken birdenbire karşınıza çıkan resim, seramik ve cam atölyeleri; yıl boyunca galerilerde, otellerde, sokaklarda,  Alaçatı Belediyesi Sergi salonunda devam eden resim, heykel, fotoğraf sergileri; antika ve elsanatları dükkanları ve konserler, tatilinizi herhangi bir geziden çok daha anlamlı hale getirir. Her bir işletme kendisine özgü havası içerisinde bir otel ya da lokantadan çok öte, bir sembol olmuşlardır artık.

Alaçatı sevecendir

Kış aylarındaki terk edilmişliğini de, yaz aylarındaki doluluğunu da aynı olgunlukla karşılar. Alaçatı’ya hangi mevsimde giderseniz gidin sizi aynı sıcaklıkla kucaklayacaktır. Giderek kalabalıklaşan, bir turizm merkezi olarak popülaritesi artan Alaçatı’da, dokunun korunması ve bozulmadan geliştirilmesi için Alaçatı Belediyesi’nin desteğiyle çalışmalar yapılmakta, projeler üretilmektedir. 

Alaçatı mavidir, Alaçatı sardunya ve akşam sefasıdır, Alaçatı mis kokulu limon ağaçlarıdır, Alaçatı huzur ve güvendir…

“En güzel gökyüzü altında kurulmuş” olan Alaçatı  kiliselerin, camilerin, yel değirmenlerinin gölgesinde, korunmaya alınmış sakız ağaçlarının sessiz tanıklığında dönüşmektedir.

"Sosyal Ağlar"da Paylaş